|
||||||||||||||||||||||||||||||||
SORUYU DOĞRU ANLAMAK
Bir test
sınavında sorular en kolaydan en zora kadar geniş bir
spektrum içinde sorulur. Normal bir TUS sınavında,
sınava giren herkesin en az 100 soruyu doğru
cevaplandırabileceği, seçici soruların 101-150. sorular
olacağı, "eleyici ve yerleştirici" sorularında en zor
kısımda yer alan 50 soru olduğu rahatlıkla
varsayılabilir. Yani çok kolay sorular olduğu gibi çok
zor sorular da vardır, kolay soruları herkes yaptığı
için bir kolay sorudan kazanılan puan çok düşüktür,
aksine doğru yapılan bir zor soru, çok daha yüksek puan
getirebilir. Buradan şu sonuç çıkarılabilir: aynı sayıda
net yapan iki kişinin puanları aynı olmayacağı gibi,
aralarında 10 puana yakın ciddi farklarda olabilir. Yani daha önemli olan zor soruları doğru yapmaktır. Test sınavı seçici ve eleyici bir sınav olduğu için sadece bilgiyi ölçmemekte, aynı zamanda sınav esnasındaki dikkat ve konsantrasyonu da ölçmektedir. Bu sebeple soruların bir kısmında soru cümlesine ya da şıklara ve dizilişine önemli ve ilk bakışta farkedilemeyen bazı "çelmeler" konulmaktadır. Bu çelmeleri farketmek ve takılmamak ancak belli bilimsel ve teknik kurallara dikkatle uymakla mümkündür. Yani sadece
"çalışarak bilmek" yetmemekte, çelmelere takılmadan
"Soruyu doğru anlamak" ve şıkları çok iyi analiz etmek"
gerekmektedir. Yapılan istatistikler test sınavlarında
insanların doğru bilgiyi bildikleri halde soruların
%12-20'sini soruyu doğru anlamadığından ve şıkları çok
iyi analiz etmediğinden yanlış cevaplandırdığını
göstermektedir. Şimdi "Soruyu doğru anlamak" için temel
stratejilere ve çelme noktalarına detaylıca göz atalım.
Soruyu doğru anlamak için şunlara dikkat etmelisiniz: 1- SORUYU
SONDAN OKUMAYA BAŞLAYIN Soru aslında soru cümlesiyle başlar. Bu şu demektir: Genellikle çelmeleyici kelimeler soru cümlesinin sonuna konur. Eğer siz önce sorunun sonuna bakıverip sorunun olumlu ya da olumsuz olduğunu en önce anlayın. En ciddi yanılma noktası burasıdır. Sonra sorunun başına dönüp soruyu okumaya başlayın. a. Kistik fibrozis b. Kateterizasyon c. Ağır yanıklar d. Gastroenterit e. Immünsupresyon Bu soruda eğer soru dikkatsiz okunur ve soru sonundaki "rol oynamaz" bölümü "rol oynar" şeklinde algılanıverirse a. şıkkındaki Kistik fibrozis bir anda çok sıcak gelebilir ve cevap yanlış olabilir. (Cevap D)
Örnek: Hamile bir kadına hangi aşı kesinlikle yapılmaz? (Eylül-94) a. Tetanoz b. Rubella c. Grip aşısı d. Difteri e. Hepatit Kızamıkçık aşısının gebeliğin erken döneminde yapıldığı takdirde fetusu enfekte edebildiği görülmüştür. Bu nedenle gebelik süresince kızamıkçık aşısı kontrendikedir. Tetanoz aşısı ise önerilmekte hatta rutin uygulanmaktadır. (Cevap B)
Bu işlem sizi, yanıltmamak için garantiye almaya yarar.
a. Doppler USG b. Tomografi c. MR d. Anjiografi e. Sintigrafi Böyle bir vakada - İlk yapılması gereken -kolaysa- Doppler USG'dir. - En kesin ayırıcı tanı metodu Sintigrafidir. FAKAT BURADA EN YARARLI TANI YÖNTEMİ SORULUYOR. Bu durumda en kesini ya da ilki değil en yararlıyı düşünmek gerekir ve böyle bir hasta için en önemli şey Akut testis torsiyonu varlığının ispatı ya da ekarte edilmesidir ve acil şartlarda ameliyata karar verebilmek için en yararlı tanı yöntemi Doppler USG'dir. Tusdata Konu Kitapları Serisi Küçük Stajlar Konu Kitabı, 2. Baskı sf:541 Tusdata Hızlı Tekrar Serisi, Özet Tıp Bilimleri, 2. Baskı, c:3, sf:331
Tanı sorusu
mu? Ayırıcı tanı sorusu mu? düz bilgi sorusu mu? "En"
sorusu mu?... vs.. 4-SORUYU OKURKEN CEVAP İÇİN ÖNEMLİ KELİME YA DA KELİME
GRUPLARININ ALTINI Bu işlemin
işinizi tahmin ettiğinizden daha fazla
kolaylaştıracağını göreceksiniz. Böyle yapmakla aslında
soruyu analiz ettiğinizi ve yarı yarıya doğru cevaba
ulaştığınızı düşünebilirsiniz. 5-SORU CÜMLESİNDEKİ HER VERİYİ DEĞERLENDİRİN, CEVAP İÇİN AYIRDEDİCİ OLABİLMEK KRİTİK VERİLERİ BELİRLEYİN! Kural olarak
soru cümlelerinde gereksiz hiçbir veri verilmez. Sadece
şaşırtmak için hiçbir bilgi soruya eklenmez. Ayrıca
soruda her bilginin bir ipucu olduğunu düşünün. Hatta
sorudaki bazı bilgileri hiç kullanmamışsanız kendi
kendinize sorun: "Ben bu bilgiyi kullanmadım acaba
cevabım mı yanlış?" Soru: Aşağıdaki virüs enfeksiyonlarından hangisi "virüsün belirtisiz bir enfeksiyonla vücuda girip hücre kromozomuna entegre olarak kalması" ve daha sonra çeşitli faktörlerle aktive olup klinik belirtiler oluşturması biçiminde tanımlanır? a. Latent virüs enfeksiyonu b. Defektif virüs enfeksiyonu c. Yavaş ilerleyen virus enfeksiyonu d. Kronik virus enfeksiyonu e. Tümörigenik virüs enfeksiyonu 2. Hücre kromozomuna entegre olarak kalması 3. Daha sonra çeşitli faktörlerle aktive olup klinik belirtiler oluşturması Şimdi sadece üçüncü veriyi değil, her üçünü birden değerlendirerek açıklamayı dikkatle takip ediniz.
VİRAL ENFEKSİYON 1. Enfeksiyon gelişmez (abortif enfeksiyon): Abortif enfeksiyona yol açan viral mutantlar çoğalamaz ve kaybolurlar. 2. Hücre ölümü (litik enfeksiyon): Virüsun replikasyonu hedef hücrenin ölümüne neden olur. 3. Persistan enfeksiyon: Bazı durumlarda virus, klinik iyileşmeden sonra da vücutta intakt veya sadece genom olarak bulunmaya devam eder. Persistan virüs enfeksiyonları esas olarak üçe ayrılır: 1. Kronik enfeksiyon: Virüsle enfekte kişi, az miktarda virüs üretmeye devam eder. Burada virüsün DNA ya entegrasyonu şart olmadığından ve belli miktarda üreme devam ettiğinden sorunun cevabı bu değildir. 2. Latent enfeksiyon: Başlangıçtaki ilk virus enfeksiyonundan sonra virusun üremesi durur. Zaman zaman rekurrens görülür. DNA ya entegrasyon çoğu latent enfeksiyonda görülmez. Ayrıca ilk enfeksiyon genellikle semptom verir. 3. Yavaş virus enfeksiyonu: Enfeksiyonun başlangıcı ile hastalığın başlaması arasında çok uzun süre vardır. Virus normal hızda üremeye devam eder, sadece hastalığın inkübasyon süresi uzundur. Defektif virüs enfeksiyonlarında virus üreyebilmek için başka bir virüsün varlığına ihtiyaç duyar. Soruda tarif edilen mekanizmayla ilişkisi yoktur. Tümörigenik virüslerde provirusun konakçı DNA sına entegre olması tümörijenik aktivite için gereklidir. Genellikle başlangıçtaki enfeksiyon belirtisizdir. Entegre virus genomu daha sonra çeşitli faktörlerle aktivite olur ve klinik belirtiler ortaya çıkar. Soruda tanımlanan virus grubuna en çok uyan (E) seçeneğidir. Önemli Not: Bu soru çok tartışılan bir soru oldu. Bir çok kimse A şıkkının doğru olduğunu iddia ediyor. Fakat burada soru sorma tekniği açısından A şıkkı çeldirici sıkdır ve tanıya giden kritik veri "hücre kromozomuna entegre olarak kalması"dır. Çoğu latent virüs enfeksiyonu kromozoma entegre olmaz. (Cevap E) Örnek: (Vakanın takdim şekline ve açıklamadaki ayırıcı tanıya dikkat ediniz) 65 yaşında bir erkek hasta sağ ayağında şişlik, kızarıklık, ağrı ve titreme ile yükselen ateş yakınmalarıyla acil servise başvuruyor. 2 yıl önce koroner by-pass cerrahisi geçirdiği ve bu nedenle sağ saphen veninin çıkarıldığı ve bu antibiotik ile tedavi edildiği öğreniliyor. FM'de 39oC ateş ve sağ saphen venektomi yapılan trase boyunca eritemli ve yaygın ödemli bir alan bulunuyor. Her iki ayak parmaklarında tinea pedis enfeksiyonu belirleniyor. Yukarıdaki hastadaki sellülit/lenfanjit tablosundan
sorumlu olma olasılığı en yüksek mikroorganizma
hangisidir? (Eylül-97) a. A grubu streptokoklar b. Erisipelothrix rhusiopathiae c. Candida albicans d. Trichophyton interdigitale e. Staph. aureus Açıklama ve ayırıcı tanı Bazı bilgiler enfeksiyona işaret ediyor. Burada tablo selüllit/lenfanjit tablosudur. Daha önce Normalde sellülitin en sık sebebi A grubu streptokoklardır. Zaten A şıkkına konmuş. Örnek: 20-40 yaşlarında kadın sık sık hemoptizi ve enfeksiyon şikayetleriyle geliyorsa bu hastada a. Bronş adenomu b. Büllöz amfizem c. Pnömotorax d. Sarkoidoz e. Pulmoner emboli Hemoptizi en sık bronşit, bronşiektazi ve AC Ca'da görülür. Bronşit ve bronşiektazi şıklarda 6- EN'Lİ SORULARI İYİ ANLAYIN Çoğu zaman insanlar bildikleri halde bu soruları yanlış cevaplarlar. Mesela şu üç sorunun cevabı farklı olabilir ama AIDS'li hasta da rastlanan en sık enfeksiyon etkeni? AIDS'li hastada rastlanan en sık viral enfeksiyon etkeni? AIDS'li hastada en sık ölüm sebebi?
Şunu sorun kendinize: "Bu soruda bana ne soruluyor?" Soruyu kendi cümlelerinizle Örnek: Karın travmalı hastalarda yapılan diagnostik periton lavaj sıvısı incelemesinde a. Eritrosit sayısı 100.000 /mm3 den fazla olması b. Lökosit sayısının 500 /mm3 den fazla olması c. Safra varlığı d. Gıda partikülleri varlığı e. Amilaz düzeyi yüksekliği Açıklama; Bir çok meslektaşımız bu soruyu "Periton Lavaj sıvısı incelemesinde hangisi pozitivite kriteri değildir?" şeklinde algılamış Pozitif peritoneal lavaj kriterleri: - Hücre sayımının >100.000 eritrosit / mm3 olması - Beyaz küre >500/mm3 olması - Safra, bakteri, yemek artıkları veya serum düzeyinden daha yüksek amilaz - Şüpheli durumlarda, lavaj sıvısında, alkalen fosfataz ve amilaz düzeylerinin ölçümü içi organ perforasyonunun saptanmasında yardımcı olabilir. Lavaj sıvısında beyaz küre sayımı intraperitoneal yaralanmanın geçerli bir göstergesi olarak
Bu da en son kendinize sorup cevaplarını soru üzerinde işaretleyeceğiniz soru. Örnek: İki yıl önce koroner by-pass ameliyatı geçiren 60 yaşında bir hastanın arada bir Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? a. Psödomembranöz enterokolit b. Kronik pankreatit c. Akut kolesistit d. Intestinal obstrüksiyon e. Mezenterik iskemi Açıklama; Bu soru Kronik pankreatit ile Mezenterik iskemi ayırıcı tanısı açısından Burada ayrıca sorunun hangi branştan sorulduğuda önemlidir. Branşına göre soruya Örnek: Kala azar etkeninin, NNN besiyerinde üreyen şekli hangisidir? (Nisan 2000) a. Amastigot b. Promastigot c. Epimastigot d. Tropomastigot e. Prekist Kala azar etkeni Leishmania donovanidir. Tatarcık ısırığı ile bulaşır. Retiküloendotelyal sistemi |
||||||||||||||||||||||||||||||||
| TUSDATA - Bilimsel Toplantı Merkezleri Copyright (c) 2006 Tüm Hakları Saklıdır. |