|
TUS' da ÇIKAN SORU ÇEŞİTLERİ
TIPTA UZMANLIK SINAVINDAKİ SORU TİPLERİ
TIPTA UZMANLIK SINAV'ında yaklaşık 15 farklı tarzda soru
sorulmaktadır. Bu yazı bu soru çeşitlerini
incelemekte; çalışırken ve sınav esnasında nelere dikkat
edileceği konusunda ipuçları sunmaktadır.
1. BASİT BİLGİ SORULARI
Bu sorular, herhangi bir özellik arz etmezler, sadece
yalın bilgiyi ölçerler.
Örnekler:
Soru: Aşağıdaki enzimlerden hangisi H.pylorinin
tanımlanmasında kullanılır? (Eylül 2000)
a. Hyalüronidaz
b. DNA az
c. Lesitinaz
d. Kinaz
e. Üreaz
(Cevap E)
Soru: Protrombinin karaciğerde sentezi için
gerekli olan vitamin aşağıdakilerden hangisidir?
(Eylül-1994)
a. Vitamin A
b. Vitamin C
c. Vitamin K
d. Vitamin B6
e. Vitamin B12
K vitamini, pıhtılaşma faktörlerinden, Faktör II,
VII, IX, X, protein C ve protein S'nin posttranslational
karboksilasyonunda görev alır. Protrombin faktör II'dir.
K vitamini eksikliğinde karaciğerde yapımı
azalır.
(Cevap C)
Soru: Sistemik milier tüberküloz hangi yolla yayılır?
(Eylül 1989)
a. Pulmoner arter
b. Bronşial arter
c. Pulmoner ven
d. Lenfatik yayılım
e. Direkt yayılım
Tüberküloz basilinin bir kısmı lenfatiklerle duktus
torasicus, oradan venöz dolaşım ve akciğere gelir.
Buradan akciğer kapillerlerini geçerek sol kalbe ulaşır
ve tüm vücuda yayılıp milier tüberküloza yol
açar.
(Cevap C)
2. OLUMSUZLUK SORULARI
Bu
sorularda kritik kelime soru cümlesinin sonundadır.
Aşağıdaki sorulardaki son kelimelerdeki olumsuzluk
takılarına dikkat edin.
Nisan-2003
TUS'unda olumsuzluk kelimesiyle biten soru sayısının tam
46 olduğunu biliyor musunuz?
Soru: Konjenital toksoplazmozis'de aşağıdaki
semptomlardan hangisi bulunmaz? (Eylül 1989)
a. Veziküler deri döküntüsü
b. Intrakranial kalsifikasyon
c. Hepatomegali
d. Lenfadenopati
e. Koryoretinit
Konjenital toksoplazmozda parazit plasenta yoluyla
bebeğe geçer. Erken dönemdeki geçişlerde düşük gözlenir.
Gebeliğin son dönemindeki geçişte ise doğumda çok ağır
ve şiddetli seyreden tablo ortaya çıkar. Kronik
korioretinit, sarılık, hepatosplenomegali, makülopapüler
döküntü, trombositopenik purpura, intrakranial
kalsifikasyon, opistotonus, konvülziyon, hidrosefali
yada mikrosefali ve lenfadenopati görülür. Döküntü
veziküler değildir, makulopapüler'dir.
(Cevap A)
Soru: Aşağıdakilerden hangisi diyabetik otonomik
nöropatiye bağlı bir komplikasyon değildir?
(Nisan 2000)
a. Gastroenteropati
b. Postural hipotansiyon
c. Empotans
d. Radikülopati
e. Atonik mesane
Diabet hastalarında uzun dönemde sıklıkla otonom
nöropati ve buna bağlı semptomlar vardır. Otonom
nöropati, primer olarak polinöropatili diyabetiklerde
oluşur ve postural hipotansiyon, terlemede bozukluk,
erkeklerde empotans ve retrograd ejekülasyon, mesane
işlevinde bozulma, mide boşalmasının gecikmesi, özefagus
disfonksiyonu, konstipasyon veya diyare yada nokturnal
diyareye neden olabilir. Valsalva manevrasına veya ayağa
kalkmaya yanıt olarak kalp hızındaki değişiklikler ve
derin nefes alma sırasında kalp hızı değişiklikleri
diyabetiklerde otonom nöropatinin klasik belirtileridir.
(Cevap D)
Soru: Primer amenoreli bir genç kızda hormonal tedavi
ile vajinal kanama gelişiyorsa hangisi düşünülmez?
(Nisan 2002)
a. Turner sendromu
b. XY gonodal disgenezis
c. Konjenital adrenal hiperplazi
d. Androjen insensitivite sendromu
e. Hipotalomo-hipofizier yetmezlik
Androjen insensitivitesi (testiküler
feminizasyon sendromu) primer amenorenin 3. sıklıkta
gözlenen sebebidir. Etkilenmiş hastalarda testosteron
reseptörlerinde defekt olup karyotip 46, XY'dir ve
X'e bağlı dominant veya resesif geçiş bu defektinnedeni
olabilir. Hastalarda müllerian kanal inhibe edici
faktör üretimi olması ve normal fonksiyon gösteren
testislerin bulunmasına karşın dişide iç genital
organların hiçbirisi yoktur. Etkilenmiş bireylerde kör vajinal cep, iyi gelişmiş meme dokusu, az
miktarda aksiller ve pubik kıllanma ve normal dış kadın
genitalyası bulunur. Androjen insensitivitesi sonucunda
belkide hipotalamohipofizer aksın feedback
inhibisyonunun yokluğu nedeniyle LH konsantrasyonları
artmıştır. Artmış LH ve androjen düzeyleri nedeniyle
etkilenmiş hastalardaki östradiol düzeyleri de normal
erkeklerinkinden daha fazladır.
(Cevap D)
3. KARŞILAŞTIRMALI TABLO
SORULARI
Her sınavda en az 20-25 soru karşılaştırmalı tablolardan
sorulmaktadır. Bu sebeple bolca tablo incelemek
önemlidir. Bu bölümde sadece tablolarda bulanan
karşılaştırmalar ve ilgili TUS soruları örneklerini
inceleyebilirsiniz.
PLAZMODYUM TÜRLERİNİN ÖZELLİKLERİ |
|
P.vivax |
P.ovale |
P.falciparum |
P.malaria |
Sıtma Türü |
Selim tersiyer sıtma |
Selim tersiyer sıtma |
Habis tersiyer sıtma |
Kuartan sıtma |
Enfekte eritrositlerin yaşı |
Genç
eritrositler |
Genç
eritrositler |
Tüm
yaştaki eritrositler |
Yaşlı eritrositler |
Enfekte eritrositin büyüklüğü |
Normalden büyük |
Normalden büyük |
Normal |
Normal |
Eritrositte pigment |
Schüffner granülleri |
Schüffner granülleri |
Maurer lekeleri |
Zieman granülleri |
Kanda parazit sayısı |
30.000 |
10.000 |
200.000 |
10.000 |
|
|
|
Halka şeklinde, bir |
|
Olgun trofozit şekil |
Halka şeklinde |
Halka şeklinde |
eritrositte birden |
Band
şeklinde |
|
|
|
fazla sayıda olabilir |
|
Gametositler |
Yuvarlak |
Yuvarlak |
Muz
şeklinde |
Yuvarlak |
Kanda bulunan şekiller |
Tüm
şekiller |
Tüm
şekiller |
Halka şekilleri ve gametositler |
Tüm
şekiller |
Önemli özellikleri |
En
sık görülen
ve en selim şekil |
|
Hipnozoit şekli olmadığı için relaps görülmez,
Karasu hummasına (hemoglobinüri) ve serebral
sıtmaya neden olabilir |
Hipnozoit şekli olmadığı için relaps görülmez.
Böbrek tutulumu görülebilir. |
ID:06t144
|
Soru: Plazmodyum türlerinin eritrositlerde yol açtığı
aşağıdaki belirtilerden hangisi Plazmodium malaria ile
ilişkilidir? (Nisan 2000)
a. Eritrositlerde büyüme
b. Eritrositlerde schüffner tanecikleri
c. Eritrositlerde muza benzer gametosit
d. Eritrositlerde çift kromatinli trofozoidlerin
oluşumu
e.Eritrositlerde rozete benzetilen 8 merozoitli
olgun şizont oluşumu
Malaryada
eritrositlerde Schüffner tanecikleri P. vivaxta, muza
benzer gametosit oluşumu P. falciparumda görülür. Rozet
şizontları ise P. malariaya özgüdür.
(Cevap E)
Soru: Arteryel vazodilatör bir ilaç aşağıdaki
değişikliklerden hangisini oluşturur? (Nisan 2002)
a. Kalp atım hızında azalma
b. Plazma renin aktivitesinde artma
c. Kardiyak output'ta azalma
d. Plazma volümünde azalma
e. Renal kan akımında azalma
Hidralazin damar endotelinden nitrik oksid (NO)
salıverilmesine, damar düz kas hücrelerinde
hiperpolarizasyona ve hücre içi depolardan kalsiyum
salıverilmesinde azalmaya neden olur. Arteriyollerde
gevşemeye neden olurken venülleri etkilemez dolayısıyla ortostatik hipotansiyon görülmez.
Antihipertansif ilaçların (özellikle de
sempatolitiklerin) aksine böbrek kan akımını artırır.
Gebelik sırasında gelişen pre-eklampsi ve eklampsi
olgularının acil tedavisinde kullanılır.
Hidralazin'in yan etkileri:
Refleks
taşikardi ve renin salgısında artışa neden
olduğundan bir diüretik veya beta-blokörle beraber
kullanılır. SLE benzeri nefrit tablosu yapması en
önemli yan etkisidir.
BETA-RESEPTÖR BLOKÖRLERİNİN FARMAKOLOİK
PROFİLLERİ1 |
İlaç |
Selektivite |
İSE |
Oral biyoyararlanım3 |
Membran stabilizas yonu |
Beta blokaj gücü |
Eliminasyon yarılanma ömrü (sa) |
|
Propranolol |
β1+β2 |
0 |
25-30* |
++ |
1 |
2-5
(K) |
Oksprenolol |
β1+β2 |
+ |
20-75* |
+ |
0.5-1 |
1-2
(K) |
Pindolol |
β1+β2 |
++ |
75-100 |
± |
6 |
2-5
(B+K) |
Sotalol |
β1+β2 |
0 |
90-100 |
0 |
0.3 |
7-16
(B) |
Nadolol |
β1+β2 |
0 |
20-50 |
0 |
1 |
14-24 (B) |
Timolol |
β1+β2 |
0 |
40-75 |
0 |
6 |
2-5
(K) |
Metoprolol |
β1 |
0 |
40-75* |
± |
1 |
3
(K) |
Atenolol |
β1 |
0 |
50-60 |
0 |
1 |
6-9
(B) |
Asebutolol |
β1 |
+ |
20-60* |
+ |
0.3 |
2-7
(K) |
Esmolol |
β1 |
0 |
- |
0 |
- |
0.13 |
Betaksolol |
β1 |
0 |
80-90 |
0 |
6 |
10-25 (K) |
Bisoprolol |
β1 |
0 |
90 |
0 |
12 |
8-12
(B+K) |
Seliprolol |
β1 |
+ |
30-74 |
0 |
0.6 |
4-12
(B) |
Tertatolol |
β1+β2 |
0 |
60* |
0 |
24 |
3
(K) |
Karteolol |
β1+β2 |
+ |
85 |
0 |
10 |
6
(B) |
Labetolol |
β1+β2+α |
0 |
24-40* |
± |
0.5 |
3-4 |
|
ÖNEMLİ NSAID İLAÇLARI ÖZELLİKLERİ |
İlaç |
Yarı ömür |
İdrarla
değişmeden atılan miktar |
Tavsiye edilen antiinflamatuar doz |
Aspirin |
0,25 |
<2 % |
1200-1500 mg tid |
Salicylate1 |
2-19 |
2-30
% |
|
Apazone |
15 |
62 % |
600
mg bid |
Celecoxib |
11 |
27%3 |
100-2000 mg bid |
Diclofenac |
1,1 |
< 1% |
50-75 mg qid |
Diflunisal |
13 |
3-9% |
200-300 mg qid |
Etodolac |
6,5 |
<1% |
600
mg qid |
Fenoprofen |
2,5 |
30% |
300
mg tid |
Flurbiprofen |
3,8 |
<1% |
600
mg qid |
İbuprofen |
2 |
<1% |
50-70 mg tid |
İndomethacin |
4-5 |
16% |
70
mg tid |
Ketoprofen |
1,8 |
<1% |
10
mg pid4 |
Ketorolac |
4-10 |
58% |
100
mg qid |
Meclofenamate |
3 |
2-4% |
7,5-15 mg qid |
Meloxicam |
26 |
Data
bulunamadı |
1000-2000 mg qd6 |
Nabumetone5 |
14 |
1% |
375
mg bid |
Naproxen |
58 |
<1% |
1200-1800 mg qid6 |
Oxaprozin |
57 |
1-4% |
20
mg qd6 |
Piroxicam |
17 |
72%3 |
12,5-50 mg qid |
Rofecoxib |
8 |
7% |
200
mg bid |
Sulindac |
1 |
7% |
400
mg qid |
|
Periferik nöropatiye neden olur. Piridoksin ile tedavi
edilebilir.
(Cevap B)
Soru:Daha sıklıkla servikal, supraklavikular ve
mediastinal lenf düğümlerini tutan genelllikle adölesan
ve genç erişkinlerde ortaya çıkan kadınlarda erkeklere
göre daha sık rastlanan ve prognozu iyi olan Hodgkin
hastalığı alt tipi aşağıdakilerden hangisidir?
(Eylül 2001)
a. Lenfosit üstünlüğü
b. Nodüler skleroz
c. Mikst hücreli tip
d. Lenfosit kaybı, diffüz fibrozis
e. Lenfosit kaybı, retiküler varyant
Nodüler sklerozan Hodgkin Hastalığının, en sık
görülen formudur. Reed Stenberg hücrelerinin özel bir
varyantı olan laküner hücreler görülür ve dokuda
geniş kollajen bantlar vardır. Kadında sık görülür. Alt
servikal, supraklaviküler ve mediastinal lenf nodlarını
tutar. Hastaların çoğu genç erişkindir. Evre I ve
Evre II'de yakalandığında prognoz çok iyidir.
(Cevap B)
Soru: Aşağıdaki NSAII'lardan hangisinin plazma
eliminasyon yarı ömrü en uzundur?
(Eylül 2002)
a. Tolmetin
b. Diklofenak
c. Ibuprofen
d. Ketoprofen
e. Oksaprozin
(Cevap E) (Tabloya bakınız)
4. ŞEKİL SORULARI
Anatomide, kardiyolojide (EKG Soruları) ve Halk
Sağlığında şekil ve grafik soruları yer almaktadır.Bu
şekilleri dikkatle incelemek ve ayrıntının nerede
olduğunu anlamak gerekir.
İşte örnekler:
Soru:
Erkeğin genital organlarını gösteren yukarıdaki şekilde
X ile belirtilen oluşum aşağıdakilerden hangisidir?
a. Epididimis
b. Üreter
c. Ductus ejaculatorius
d. Ductus excretorius
e. Ductus deferens
(Cevap E) Bkz. Şekil
Soru:

Bir bölgede meydana gelen bir salgında etken henüz
belirlenememiş, sadece yukarıdaki grafikte verilen
salgın eğrisi elde edilmişse bu, aşağıdakilerden
hangisine uyan türde bir salgındır? (Nisan 1993)
a. Solunum yolu ile meydana gelen epidemi
b. Vektörle meydana gelen epidemi
c. Direkt temas epidemisi
d. Çok kaynaklı epidemi
e. Tek kaynaklı epidemi
Tek kaynaklı
epidemiler; çok sayıda hassas ve duyarlı bireylerin
bulunduğu bir toplumda patojen
etken kaynağı ile aynı anda karşılaşmaları sonucu ve
vaka sayısında patlama şeklinde artış ile görülür.
Gerekli önlem alınınca vaka sayısı süratle düşer. Ancak
azalma başlangıca göre daha yavaş olmaktadır. Çok
kaynaklı salgınlar; sağlam ve hassas kişilerin, hasta
veya taşıyıcılarla tek tek karşılaşması sonucu oluşur.
Vaka sayısı daha yavaş yükselir ve daha yavaş düşer.
Buna örnek olarak cinsel yolla bulaşan hastalıklar
gösterilebilir.
(Cevap B)

Soru:
Yukarıdaki EKG'de görülen durum aşağıdakilerden
hangisidir? (Eylül-97)
a. Atrial fibrilasyon
b. Atrial flatter
c. Ventriküler ekstrasistol
d. Idioventriküler ritm
e. Paroksismal supraventriküler taşikardi
Ventriküler
ekstrasistoller EKG'de, başında P dalgasının öncülük
etmediği geniş (genelde >0,14 sn) ve tuhaf QRS
kompleksleriyle tanınır. Yukarıdaki trasede bir
ventriküler ekstrasistol izlenmektedir.
(Cevap C)
5. YAŞA ve ZAMANA ÖZGÜ SORULAR
Bazı hastalıklar yaşamın belli dönemlerinde görülür.
Bazı etki, yan etki ve komplikasyonlar da belli
dönemlerde görülür. Bu zaman dilimlerinin iyi bilinmesi gerekir.
İşte örnekler:
Soru: Yenidoğan'da ilk 24 saatte hemolitik
anemi yapmayan aşağıdakilerden hangisidir?
(Nisan 1992)
a. Glikoz 6 fosfat dehidrogenaz eksikliği
b. Homozigot beta talasemi
c. Pirüvat kinaz eksikliği
d. Sferositoz
e. Eritroblastozis fetalis
Yenidoğanda hemolitik anemi sebepleri şunlardır:
1. Izoimmün hemolitik anemi (ABO, Rh, subgrup
uyuşmazlığı)
2. Otoimmün hemolitik anemi
3. Sepsis
4. Konjenital TORCH enfeksiyonları
5. Glukoz 6 fosfat dehidrogenaz eksikliği
6. Piruvat kinaz eksikliği
7. Alfa talasemi
8. Herediter sferositoz
9. Herediter eliptositoz
10. Vitamin E eksikliği
Vitamin E
eksikliği genellikle yenidoğanın son dönemlerinde ortaya
çıkar. Diğer tüm sebepler ilk 24 saatte hemolitik
anemiye sebep olabilirler. Homozigot beta talasemide
infant doğumda normal iken semptomlar genellikle hayatın
1.yılından sonra ortaya çıkar.
(Cevap B)
Soru: Üç haftalık bebekte bulantı, kusma ve hipokloremik
alkaloz gelişiyor. Tanıda aşağıdakilerden hangisini
düşünürsünüz? (Nisan 1993)
a. Imperfore anüs
b. Trakeoösefageal fistül
c. Ösefagus atrezisi
d. Konjenital pilor stenozu
e. Morgagni hernisi
Konjenital
pilor stenozu, genellikle hayatın 2-4. haftalarında
projektil tarzda kusma ile semptom vermeye başlar.
Bazen kanlı olabilir. Çocuk çok aç ve emmeye istekli
olmasına rağmen aşırı kusma ve
kabızlık vardır. Büyüme geriliği ortaya çıkar. Kilo
kaybı vardır.
Aşırı kusma
nedeniyle dehidratasyon ve hipokloremik alkaloz gelişir.
Abdominal muayenede palpasyon ile sağ üst kadranda
zeytin büyüküğünde (Olive) kitle ele gelir.
Ayakta direkt batın grafisinde gastrik retansiyon ve
pilor bölgesinde "string sign" gözlenir.
(Cevap D)
Soru: Hangisi yanığın geç bir komplikasyonudur?
(Eylül 1999)
a. Marjolin ülseri
b. Akut tubuler nekroz
c. Hipovolemi
d. Tromboflebit
e. Dehidratasyon
Yanıkta
komplikasyonlar:
- Hipovolemi
- Akut tübüler nekroz
- Dehidratasyon
- Tromboflebit
- Hipokalsemi
- Hiponatremi
- Hipokloremi
- Hipokloremik alkaloz
- Myoglobinüri
- Hemoglobinüri
- Marjolin ülseri (yanığın geç bir komplikasyonu olarak
ilgili bölgede kanser gelişmesidir)
(Cevap A)
Soru: Üst batın ameliyatında 24 saat sonra ateş
yükseliyorsa hangi tetkik istenir? (Eylül 1991)
a. Kan biyokimyası
b. Akciğer grafisi
c. Direkt batın
d. USG
e. EKG
Erken
postoperatif (ilk 48 saat) dönemde en sık görülen ateş
sebebi %90 oranında atelektazidir. Hastadan akciğer
grafisi istenmelidir.
(Cevap B)
Soru: Meckel divertikülünün erişkinlerde en sık
görülen komplikasyonu aşağıdakilerden hangisidir?
(Nisan 2003)
a. Intestinal obstrüksiyon
b. Kanama
c. Divertikülit
d. Malignite gelişmesi
e. Perforasyon
MECKEL DİVERTİKÜLÜ
Gastrointestinal sistemde en sık karşılaşılan gerçek
divertiküldür. Yaşam boyu komplike olma olasılığı
%4'tür.
Komplikasyonları:
1-İntestinal obstruksiyon: En sık görülen
komplikasyonudur. Divertikülün ucundan umblikusa uzanan
bandın etrafından barsakların dolaşmasına bağlı ya da
invajinasyona bağlı gelişir.
2-Kanama: Çocuklarda en sık, Erişkinlerde ikinci
sık görülen komplikasyonudur. Heterotropik gastrik
mukoza bulunan hastalarda gözlenir.
3-Akut divertikülit: Üçüncü sık görülen
komplikasyonudur. Klinik olarak apendisitten ayrılamaz.
4-Perforasyon:Ektopik gastrik mukozadan
salgılanan asit ve pepsine bağlı peptik ülser nedeniyle
gelişir.
5- Herni kesesi içinde divertikül bulunabilir (Littre
hernisi)
(Cevap A)
NOT: Bu soru çocukluk çağı için sorulmuş olsaydı
cevap kanama olacaktı.
6. "EN" Lİ SORULAR
Her sınavda ortalama 30 civarında "EN"li soru çıkar. Bu sorularda
tam olarak ne sorulduğunu anlamak çok önemlidir.
Örneklere dikkat ediniz.
Soru: Akut testis torsiyonu ile akut epidedimoorşitin
ayırıcı tanısında en yararlı tanı yöntemi hangisidir?
(Nisan 2003)
a. Doppler USG
b. Tomografi
c. MR
d. Anjiografi
e. Sintigrafi
Böyle bir vakada
- İlk yapılması gerken -kolaysa- Doppler USG'dir.
- En kesin ayırıcı tanı metodu Sintigrafidir.
FAKAT BURADA EN YARARLI TANI YÖNTEMİ
SORULUYOR.
Bu durumda
en kesini ya da ilki değil en yararlıyı düşünmek gerekir
ve böyle bir hasta için en önemli şey Akut testis
torsiyonu varlığının ispatı ya da ekarte edilmesidir ve
acil şartlarda ameliyata karar verebilmek için en
yararlı tanı yöntemi Doppler USG'dir.
(Cevap A)
Soru: İki yaşın altında en sık görülen primer beyin
tümörü hangisidir? (Nisan 1998)
a. Medulloblastom
b. Ependimom
c. Astrositom
d. Oligodendrogliom
e. Menengiom
Astrositom en sık görülen erişkinde ve çocukta SSS
tümörüdür. Orta yaşta sıktır. Malign davranış göstereni
glioblastoma multiformedir. Oligodendrogliom, gliomların
%5-15'ini oluşturur. Medulloblastomlar çocukluk çağı
beyin tümörlerinin %25'dir. Daha çok serebellumda
görülür. Bu yaş grubunda görülen primer beyin tümörleri
hayatın ilk on yılının en sık tümörlerini oluştururlar.
Sorudaki şaşırtmaca şurada: "iki yaş altı" diyerek
medüllablastom düşündürtmüşler (zaten A şıkkında) fakat
"posterior fossa" detayı yok. O sebeple cevap
erişkinlerdekinin aynısı: Astrositom.
(Cevap C)
Soru: Leiomyom ile leiomyosarkom ayrımında en
önemli kriter hangisidir? (Eylül 2000)
a. Mitoz sayısı
b. Nekroz
c. Hipersellularite
d. Hiperkromazi
e. Yaygınlık
Leiomyom: Kadınlardaki en sık benign tümörüdür. Östrojen
bağımlıdır. Menopozdan sonra gerilerler.
Büyük leiomyomlarda nekroz, kistik dejenerasyon,
fibrozis odakları kalsifikasyon, kanamayla birlikte
iskemik nekroz görülebilir.
Leiomyosarkomlarda sellüler atipi içeren yada
içermeyen çok sayıda mitoz veya sellüler atipi içeren az
sayıda mitoz tanısal kriterleri oluşturmaktadır.
Soru: Endometrium kanseri tanısında en güvenilir
yöntem aşağıdakilerden hangisidir? (Eylül 1987)
a. Probe küretaj
b. Papanicolau yayması
c. Fizik muayene
d. Aspirasyon biyopsisi
e. Laparoskopi
Endometrium
kanseri %75 postmenopozal dönemde görülür. Prognozu en iyi major jinekolojik karsinomalardandır. Etiyolojisinde en çok, karşılanmamış Östrojen artışı
sorumlu tutulmuştur.
En sık
adenokarsinoma görülür. Prognozu en kötü olan tipi
adenosquamoz tipidir. Kliniğinde ilk ve en sık bulgu
anormal vajinal kanamadır. Tanıda rutin papsmear %40
yanlış sonuç verir, ama taramada kullanılabilir. Şüpheli vakalarda ise en güvenilir yöntem probe
küretaj'dır.
(Cevap A)
Soru: Multiple skleroz'da tutulumu en az olan
hangisidir? (Nisan 1995)
a. Serebellar sistem
b. Kortikospinal traktus
c. Optik sinir
d. Periferik sinir
e. Medulla spinalis
MS, yıllar
boyunca alevlenmeler ve düzelmelerle seyreden çeşitli
nörolojik fonksiyon bozukluklarıyla
kendini gösteren bir hastalıktır. Tipik olarak o güne
kadar sağlığı açısından bir sorunu olmayan bir kişide
birden bire tek taraflı görme kaybı, gerçek vertigo,
ataksi, parestezi, inkontinans, diplopi, dizartri veya
paralizi ile şekillenen akut veya subakut gelişimli bir
atak ortaya çıkar. Bu semptomlar beyin, beyin
sapı ve medulla spinalisin beyaz cevherinde gelişen
inflamatuar demyelinizan bir odağa bağlı olarak
sinir impulslarının iletiminin engellenmesi sonucu
olarak ortaya çıkar. Periferik sinir tutulumu ise çok
nadirdir.
(Cevap D)
7. 'PATOGNOMONİK',
'KARAKTERİSTİK', 'SPESİFİK' SORULARI
Bazı
sorular tanısal öğeler içerir ve hastalıklara
"spesifik", "karakteristik" ve patognomonik belirti ve
bulgular sorulur.Örnekleri inceleyiniz.
Soru: Reinke kristalleri hangi tümör için
patognomoniktir? (Nisan 1998)
a. Disgerminoma
b. Dermoid kist
c. Hilus hücreli tümör
d. Seröz kistadenoma
e. Granuloza hücreli tümör
Hilus
hücreli tümörlerde reinke kristalleri görülür. Sex kord
stromalı tümörlerdendir. Hilus hücreli tümörün diğer bir
ismi Leydig hücreli tümördür. Overlerin en sık gözlenen
virilizan tümörlerindendir. Ses kalınlaşması ve
kliteromegali görülür. Testosteron ve Androstenedion
yüksektir. En sık 15-45 yaş grubunda sıklıkla unilateral
olarak gözlenir. Hiperandrojenizmle ayırıcı tanısında
DHEA-S'a bakılır, DHEA-S normal ise sürrenal kaynaklı
olmadığı anlaşılır. Tümör hücreleri lipid içerir.
(Cevap C)
Soru: Ülseratif kolit için aşağıdakilerden hangisi
karakteristik bir bulgu değildir? (Nisan 1988)
a. Toksik megakolon
b. Kript abseleri
c. Fistül ve perforasyonlar
d. Psödopolipler
e. Karsinom gelişimi
Ülseratif
kolitte kript apseleri, psödopolipler, toksik megakolon
ve karsinom gelişme riskinde artış vardır. Toksik
megakolon fulminant ülseratif kolitte sık görülür.
Perforasyona meyli artırır. Bu durumda mortalite %50'ye
ulaşır. Fistül ve perforasyon olabilir. Ancak
karakteristik değildir. Bu iki bulgu Crohn'da sıktır.
(Cevap C)
Soru: ARA'da karakteristik bulgu hangisidir?
(Nisan-2001)
a. Mitral valv kalsifikasyonu
b. Osler nodülü
c. Sol atrium endotelyal fibroelastozis
d. Korda tendinea rüptürü
e. Verriköz endokardit
(Cevap E)
Soru: Aşağıdakilerden hangisi ülseratif kolitin tipik
özelliklerinden biridir? (Nisan 2002)
a. İltihabın bağırsak duvarının tüm tabakalarını
tutması
b. Granülomatöz iltihap oluşması
c. Gastrointestinal kanalın her bölgesinde
hastalığın görülebilmesi
d. Bağırsak lümeninin daralması
e. Yalancı poliplerin oluşması
Ülseratif kolitte rejenere olan mukozanın oluşturduğu izole
adacıklar yüzeysel çıkıntılar yaparak psödopolipleri oluşturur. Alt kısımları kazınmış görünümde çıkıntılar
oluştururlar.
(Cevap E)
8. CİSİMCİK, TEST, BULGU gibi
KEYWORD'LERİN GEÇTİĞİ SORULAR
En az 10
civarında soru bu şekilde sorulur. Bu soruları
cevaplarken verilen cisimcik, test ya da bulgunun
ayırıcı ve spesifik olup olmadığını bir kez daha
düşünür. Mesela Hurtle hücreleri tiroidin medüller
karsinomunda görülür ama spesifik değildir. Aşağıdaki
örnekleri inceleyiniz.
Soru: Schiller Duval cisimcikleri içeren over tümörü
hangisidir? (Eylül 1997)
a. Endometiroid tümör
b. Brenner tümörü
c. Disgerminom
d. Stroma ovarii
e. Endodermal sinüs tümörü
Endodermal sinüs tümörü (yolk sac tümörü) malign
germ hücreli tümörlerin %20'sini oluşturur. Hızlı
büyüyen batın kitlesi ile karakterizedir. Öyleki
hastaların yarısında semptomlar doktora başvurmadan
birkaç ay veya daha kısa bir süre önce başlamıştır.
Seyrek olarak 40 yaşın üzerindeki hastalar etkilenir. Schiller Duval cisimciği görülen tümörün prognozu
kötüdür. α-fetoprotein tümör belirleyicisidir.
(Cevap E)
Soru: Teleskobik idrar hangi hastalığa özgüdür?
(Nisan 1990)
a. Akut glomerülonefrit
b. Akut pyelonefrit
c. Poliarteritis nodosa
d. Multipl myelom
e. Lupus nefriti
SLE'de
hematüri, lenfositüri, eritrosit silendirler ve epitel
silindirleri teleskobik idrar denen durumu
oluşturur. Hidralazin ve prokainamid SLE benzeri tablo
yapabilir. Östrojen SLE'yi olumsuz etkilerken
androjenler koruyabilir. Lupus hücresi %70 (+) tir.
Eklemi tutar ama deformite oluşturmaz.
(Cevap E)
Soru: Karaciğer biyopsilerinde yağlanma, perivenüler
fibrozis, nötrofil infiltrasyonu ve şişmiş hücreler
içinde Mallory cisimlerinin görülmesi durumunda
aşağıdakilerden hangisi düşünülmelidir? (Eylül 2001)
a. Wilson hastalığı
b. Primer biliyer sirozun ilk evresi
c. Alkolik hepatit
d.Alfa1-antitripsin defektine bağlı karaciğer
değişiklikleri
e. Akut viral hepatit
Kronik alkol
bağımlılığı sonucu en sık yağlı karaciğer, daha
az oranda alkolik hepatit ve siroz olmak
üzere üç tablo oluşur. Alkolik hepatitte soruda
bahsedilen bulguları oluşturur. Alkolik sirozda
makronodüler siroz oluşur geri dönüşsüzdür.
(Cevap C)
Soru: Beynin mikroskopik incelemesinde nörofibriler
düğümler, senil plak amiloid anjiyopati granülovakuoler
dejenerasyon ve Hirano cismi gibi bulgular saptanması
durumunda öncelikle aşağıdaki hastalıkların hangisi
düşünülmelidir? (Nisan 2002)
a. Pick hastalığı
b. Creutzfeldt-Jacob hastalığı
c. Alzheimer hastalığı
d. Huntington hastalığı
e. Multipl skleroz
Alzheimer
hastalığı, yaşlılardaki demansın en sık nedenidir.
Alzheimer 50 yaştan sonra başlar. %10 olguda demansın
ailevi bir hikayesi vardır. Down sendromlularda daha
sık gelişir. Ailesel olgular 14. kromozomdaki
mutasyona bağlıdır. Amiloid anjiopati, apoprotein E'nin
özellikle E 4 alleli sık görülür. Mikroskopik olarak nörofibriler yumaklar, senil plaklar izlenir. Ölüm
araya giren bronkopnömoni ve diğer enfeksiyonlar
nedeniyle oluşur.
(Cevap C)
Robbins PBOD Türkçe 6. Edisyon sf. 739
9. "RİSK FAKTÖRÜ" SORULARI
Her sınavda
ortalama 5 adet risk faktörü içeren soru çıkar. Örnekleri
inceleyerek çalışmalarınızı yönlendirebilirsiniz.
Soru: Ateroskleroz için risk faktörü olmayan
hangisidir? (Nisan 2000)
a. Erkek cinsiyet
b. Diabet
c. Hipertansiyon
d. Aile öyküsü
e. Yüksek HDL seviyesi
Ateroskleroz için risk faktörleri: İnsidansı yaşla
artar. Cinsiyetin önemi vardır. Tüm yaş gruplarındaki
erkeklerde daha sıktır, ancak menapoz sonrası kadınlarda
insidansı artar. Hiperkolesterolemi (>220 mg/dl) ile
ateroskleroz arasında belirgin bir ilişki vardır. Serum
kolesterolü diyetten ya da ekzojen olabileceği gibi,
biyosentetik yani endojen kaynaklı olabilir. Kolesterol
ve diyetle alınan yağlar apoprotein moleküllerine eşlik
eder ve dolaşımda lipoproteinler olarak bulunurlar.
Lipoprotein konsantras-yonlarının birbirine oranı
aterogenezin klinik göstergeleri olarak kullanılır;
ideal olarak düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) ile
yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) kolesterol
arasındaki oran 4:1 olmalıdır. "Kötü" kolesterol olarak
bilinen serum LDL konsantrasyonları total kolesterol
konsantrasyonu kadar, doğrudan ateroskleroz gelişme
riski ile ilişkilidir. HDL konsantrasyonu ile
ateroskleroz gelişme riski arasında ters bir ilişki
vardır. HDL "iyi" kolesterol olarak da bilinir ve
koruyucu etkisini doku ve aterosklerotik plaklardan
kolesterolü temizleme yoluyla oluşturuyor gibi
görünmektedir. Erken ateroskleroz gelişimi için
hipertansiyon önemli bir risk faktörüdür. Özellikle
>140/90 diastolik basınç daha önemidir. Diabetes
mellitus erken ateroskleroza eşlik eder. Sıklıkla alt
ekstremitelerde gangrene yol açan periferik vasküler
tıkayıcı hastalık diabetli hastalarda sık görülür.
Sigara içimi de iyi tanımlanmış bir risk faktörüdür.
Daha az kesin olan riskler arasında şişmanlık, fiziksel
hareket azlığı, "tip A" kişilik ile hayat şartlarına
bağlı stres faktörleri, hiperürisemi ve özellikle sigara
içimiyle birlikte olduğunda doğum kontrol haplarının kullanımı bulunur.
(Cevap E)
Soru: Aşağıdakilerden hangisi kronik gastrite en sık
neden olur? (Eylül 2002)
a. Kronik alkolizm
b. Alkalen reflü
c. Helikobacter pylori enfeksiyonu
d. Üremi
e. Otoimmünite
Gastrit
1. Akut (erozif)
gastrit
a.
Nedenler
(1) Non-steroid anti inflamatuar ilaçlar
(2) Sigara içimi
(3) Aşırı alkol kullanımı
(4) Yanık hasarı: Curling ülseri, şiddetli
yanıklara eşlik eden bir akut mide ülseridir
(5) Beyin hasarı: Cushing ülseri, beyin hasarına
eşlik eden bir akut mide ülseridir
b.
Özellikleri
(1) Mide mukozasında fokal hasar ile akut
inflamasyon, nekroz ve kanama
(2) Akut mide ülseri şeklinde kendini
gösterebilir
2. Kronik
(erozif olmayan) gastrit
- kronik
mukoza inflamasyonu ve mukoza bezlerinin atrofisiyle
karakterizedir.
a. Fundal
(tip A) gastrit
- paryetal
hücre antikorlarının, aklorhidri, pernisiyöz anemi ve
kronik tiroidit ya da Addison hastalığı gibi otoimmün
hastalıkların varlığı ile birliktedir.
- ayrıca
yaşlanma, kısmi gastrektomi, mide ülseri ve mide
karsinomu ile de beraberliği vardır
b. Antral
(tip B) gastrit
- pernisiyöz
anemi, paryetal hücre antikorları veya azalan mide asit
salgısına eşlik etmez.
- sıklıkla
Helicobacter (Campylo-bacter) pylori infeksiyonuyla
beraberdir; bu organizma ayrıca mide ve duedonum peptik
ülseri ve mide karsinomu ile de birliktelik gösterir.
(Cevap C)
Soru: İnvaziv meme kanserinin prognozu ile ilgili en
önemli faktör aşağıdakilerden hangisidir?
(Nisan 2002)
a. Aktive onkogenlerin varlığı
b. Histolojik tip ve derece
c. Progesteron reseptörlerinin varlığı
d. Östrojen reseptörlerinin varlığı
e. Aksiller lenf nodu tutulumu
Meme
kanserlerinde kötü prognoz belirtileri; meme
derisinde multipl nodüller yada yaygın ödem, göğüs
duvarına fiksasyon, internal mamariyan ya da
supraklaviküler lenf nodüllerine yayılım, iltihabi
karsinom ve kuşkusuz uzak metastazlardır. Bu
belirtilerin görülmediği, erken meme kanserlerinde
prognozu etkileyen değişiklikler ise;
1. Primer tümörün hacmi 2 cm'den küçük ise
prognoz iyidir.
2. Lenf nodu tutulumu ve metastazlı lenf
nodlarının sayısı aksiller lenf nodu metastazı bulunmayan hastalarda beş yıllık sağ kalım oranı %80'e
yaklaşır. Dört yada daha fazla nodu tutulumu varlığında
hastalıksız sağ kalım %21'e düşer.
3. Tümörün histolojik tip ve derecesi, değişik
tümör tipleri için 30 yıllık sağ kalım oranı şöyledir.
Intraduktal karsinom %74, papiller karsinom %65,
medüller karsinom %58 kolloid karsinom %58, infiltran
lobüler %34, infiltran duktal %29
4. Östrojen ve progesteron reseptörlerin varlığı ya
da yokluğu, ooferektomi yada tamoksifen ile sağlanan
antiöstrojenik tedaviye yanıtı ile doğru orantılıdır.
Böyle bir tedaviye en iyi cevap östrojen ve progesteron
reseptörlerinin her ikisini birden içeren tümörlü
hastalarda alınır,
5. Proliferatif oran ve anaploidi derecesi
6. c-erbB2 amplifikasyonuna bağlı over
ekspresyon kötü prognoz belirtisidir. Ancak son
çalışmalarda lenf nodu negatif meme kanserlerinde
c-erbB2'nin prognostik değeri tartışmalıdır.
7. Tümörde belirgin yeni damar yapılarının (anjiogenezis) bulunması artmış metastaz oranı ile
koreledir.
(Cevap E)
10. "ÖZEL İSİM" GEÇEN SORULAR
Tıpta
birçok hastalık, belirti, bulgu ve testler belli
isimlerle anılırlar. Bu ayrıcılar ve bu bilgilerin soru
değeri daha yüksektir. (Krukenberg tümörü, Reid indeksi,
Paget hastalığı gibi) Örnekleri inceleyiniz.
Soru:"Condiplucato corpora" aşağıdaki
malprezantasyonların hangisinde görülebilecek doğum
şeklidir? (Eylül 2002)
a. Makat
b. Alın
c. Transvers
d. Sinkiput
e. Yüz
Condiplicato corpora: Prematüre veya ölü bebek
varsa, kolumna vertebrası ikiye katlanır. Baş karın
içine gömülü haldedir ve bu şekilde doğar. Bu durum
transvers duruş şekillerindendir.
(Cevap C) (TUSDATA Kadın-Doğum Konu s. 194)
Soru: Klatskin tümörü (hepatik bifurcation tümörü)
tanısında hangi metodu tercih edersiniz? (Nisan 1997)
a. PTK
b. ERCP
c. Ultrason
d. Oral kolesistografi
e. BT
Hepatik kanalların birleşim yerindeki (hepatik
bifurcation) safra kanallarını görüntülemek
için en iyi yöntem perkütan transhepatik
kolanjiografi'dir. (PTK). Bu işlem genellikle
biliyer
tıkanma varsa başarılıdır.
(Cevap A)
Soru: Broca afazisinde a.meningea medianın beslediği
alanda görülen enfarktüs nerede görülür? (Eylül 2000)
a. Temporal lob
b. Frontal lob
c. Fasiculus arcuatus
d. Gyrus angularis
e. Oksipital lob
Broca
afazisisi (inferior frontal lob lezyonları), anlamanın
önemli ölçüde korunduğu, konuşmanın
ve kendini ifade etmenin bozulduğu motor afazidir.
Bu bölge A. meningea media tarafından beslenir.
(Cevap B)
Soru: Cirriculus serebri (Willis poligonu) aşağıdaki
yapılardan hangisini içinde yer alır? (Eylül 2002)
a. Cisterna interpedincularis
b. Cisterna pontoserebellaris
c. Cisterna ambiens
d. Cisterna cerebellomedullaris
e. Cisterna chiasmatis
Willis poligonunu oluşturan damarlar:
- A. cerebri posterior
- A. comminicans posterior. (a. carotis interna)
- A. cerebri anterior (a. carotis interna)
- A. comminicans anterior.
Beyinin arterial kan gereksinimi, iki a. carotis
interna ve a. basilaris'i oluşturmak üzere önde
birleşen iki a. vertebralis tarafından sağlanır.
Willis poligonu beynin tabanında bulunan fossa
intepaduncularis'te yer alır ve a. carotis interna,
a. basilaris ve bunların dalları arasında bulunan
anastomozlarla şekillenir. (Cevap A) Referans: Snell, Richard S. Klinik Nöroanatomi
Türkçesi, 1990 S. 510
11. KRİTER ve SKORLAMA
SORULARI
Sınavlarda; textbooklarda kriterlere bağlanmış
olan bilgiler hem direk hem de yorum yoluyla
sorulmaktadır. Ve her zaman en son bilgilerle
cevaplanmalıdır. (Diabetin tanı kriterleri,
koryokarsinom kötü prognoz kriterleri, Ronson
kriterleri, Atopik dermatit tanı kriterleri, ARA
tanı kriterleri APGAR skorlama gibi) Örnekleri
inceleyiniz.
Soru: 60 yaşında bir erkek hasta ağır bir yemekten
sonra aniden başlayan ve sırta yayılan midepigastrik
ağrıdan şikayet ediyor. Bulantı ve kusması olan hastanın
fizik muayenesinde hafif ateşi, epigastrik
hassasiyeti ve azalmış bağırsak sesleri tesbit ediliyor.
Abdomen grafisinde üst duodenumda lokalize dilatasyon ve
sol plevral kavitede az miktarda sıvı görülüyor. Yapılan
USG'sinde safra kesesinde multiple taş görülen bu
hastada başvuru anında tanı ve prognoza yönelik ilk
olarak hangilerine bakılmalıdır?
(Nisan 2000)
a. Lökosit, glukoz, AST, hematokrit
b. Hematokrit, kalsiyum, glukoz, LDH
c. LDH, glukoz, lökosit, AST
d. LDH, lökosit, amilaz, lipaz, glukoz
e. LDH, amilaz, lökosit, glukoz, AS
Yukarıdaki
hastada açıkça akut pankreatit tablosu vardır. Başvuru
anında tedaviyi de yönlendirmesi açısından kötü prognozu
belirleyen Ranson kriterlerine bakılmalıdır.
Ranson
kriterleri:
A. Tanı esnasında
1. 55'den fazla yaş
2. 16000'den fazla lökosit sayısı
3. 200 mg/dl'den fazla kan glukoz seviyesi
4. 350 m/L'den fazla LDH seviyesi
5. 250 U/dL'den fazla SGOT seviyesi
B. 48 saat sonra:
1. % 10'dan fazla hematokrit düşmesi
2. BUN'da 5 mg/dL'den fazla artış
3. 8 mg/dl'den düşük kalsiyum seviyesi
4. 60 mm Hg'dan düşük arteryel PO2
5. 4 mEq/L'den büyük baz defisiti
6. 6000 ml'den büyük tahmini sıvı sekestrasyonu
(Cevap C)
Soru: Hangisi tek başına meme ca inoperabilite
kriteridir? (Nisan 1997)
a. Satellit nodüller
b. 2 cm'den küçük aksiller, LAP'lar
c. Göğüs duvarına invazyon
d. Meme başının içeri çekilmesi
e. Ülser
Meme
kanserinde inoperabilite kriterleri (Haegensen'e göre):
memenin yaygın ödemi, karsinomun uydu nodülleri (satellit
nodül), inflamatuar karsinom, mammaria interna lenf
düğümlerine metastaz, supraklavikuler metastaz, kolda
ödem ve uzak metastazdır. Satellit nodüller tek başına
meme inoperabilite kriteridir.
(Cevap A)
Soru: Atopik dermatitin temel tanı kriterlerinden
olmayan hangisidir? (Eylül 2002)
a. Pruritus
b. Tipik morfolojik dağılım
c. Kronik tekrarlayan dermatit
d. Atopik aile öyküsü
e. Ig A yüksekliği
Atopik
dermatitin tanı kriterleri
Majör kriterler
- Atopik aile öyküsü
- Şiddetli ve devamlı kaşıntı, prurigo, (infeksiyon
ve
ekzama oluşumu)
- Mutat inhalanlara karşı reaktivite
- Solunum sisteminde atopik hastalık bulguları,
iktiyoz ve katarakt
- Bulguların sürekli veya tekrarlayan niteliği
- Deri kuruluğu ve terleme ile kaşıntının artması
- Farmakolojik veya vasküler testlerde bozukluk
Minör kriterler
- Erken yaşta başlaması
- Besinlere karşı tahammülsüzlük, ilaca karşı
artan
reaktivite
- Gastrointestinal semptomlar
- Hastalığın gidişinin ısı, infeksiyonlar ve
heyecanla
değişmesi
- Lipiali solviyonlara, yünlü ve kapalı giysilere
karşı
tahammülsüzlük
- Kanda eozinofili
(Cevap E)
Soru: Kalp hızı 90'ın altında, solunumu yüzeyel,
ekstremitelerde hafif fleksiyon ve buruna kateter
koyunca yüzünü buruşturan çocuğun ekstremiteleri
mavimtrak renkte ise apgarı kaçtır? (Eylül 1992)
a. 1
b. 3
c. 5
d. 7
e. 9
Yenidoğan
çocuğun değerlendirilmesinde APGAR skorlaması iyi bir
yöntemdir. APGAR skoru 0 ile 10 arasındadır.
Değerlendirme aşağıdaki tabloya göre yapılır.
Bulgu
0
1
2
Apperance
Mavi veya Soluk
Mavi-Pembe
Tamamen pembe
(Renk)
Pulse
Yok
100/dak.nın
100/dak.nın
(kalp hızı)
altında
üzerinde
Grimace
Cevap Yok
Yüz buruşturma
Öksürme veya hapşırma
(Refleks
uyarımına cevap)
Activity Hipotonik
Hafif fleksiyon
Aktif
(Kastonuss)
Respiration
Yok
Yavaş, irregüler
İyi, ağlıyor
(Solunum)
Bu tabloya
göre soruda belirtilen çocuğun APGAR skoru 5'tir. APGAR
skoru genellikle 1. ve 5. dakikalarda bakılır. Apgar
skoru 5'in altında ise mekanik ventilasyona ve hatta
kardiyak resüsitasyona ihtiyaç vardır.
5-7 arasında ise oksijen desteğine ihtiyaç vardır.
Çocuğun durumu kritiktir.
8-10 arasında ise çocuk sağlıklıdır. Özel bir müdahaleye
gerek duyulmaz.
(Cevap C)
12. EVRELEME
SORULARI
TUS sınavında evreleme, evreleme isimlendirmeleri ve
evrelere göre tedaviler sık sorulmaktadır. Her zaman en
yeni evrelemeler sorulmaktadır. Örnekleri inceleyiniz.
Soru: Gleason histolojik derecelendirme sistemi hangi
tümör için geçerlidir? (Nisan 1997)
a. Over
b. Mesane
c. Prostat
d. Meme
e. Böbrek
Gleason
histolojik evreleme sistemi prostat karsinomlarında
kullanılır.
(Cevap C)
Soru: Aşağıdaki akciğer hastalıklarından hangisinin
morfolojik açıdan derecelendirilmesinde Reid indeksinden
yararlanır? (Eylül 2002)
a. Bronşiektazi
b. Kronik bronşit
c. Bronşial astım
d. Amfizem
e. Atelektazi
(Cevap B)
Soru: 8 haftalık gebede Stage III serviks kanseri
tesbit edilirse ne yapılır? (Nisan 2000)
a. 34. hafta'da sezeryanle doğumu, takiben
radyoterapi
b. Termde vaginal doğum ve radyoterapi
c. Hemen histerektomi ve radyoterapi
d. Hemen radikal histerektomi ve lenf nodu
diseksiyonu
e. Hemen radyoterapi
Stage III
Serviks kanserinde kemik pelvise de yayılım olduğu için
cerrahinin yeri yoktur. 24. gebelik haftasın-dan önceki
gebelerde tedavi normal Stage III serviks kanserinin
primer tedavisi olan radyoterapidir. 24. gebelik
haftasından önceki tanılarda fetüsün alınmasına gerek
yoktur. Çünkü radyoterapinin etkisiyle spontan abortus
oluşacaktır. Ancak kanser 24. haftadan sonra tesbit
edilirse fetüs matürasyonu için bir müddet
beklenebileceği bildirilmektedir.
(Cevap E)
Soru: Meme kanserinde T2 N1 M0 olarak evrelendirilen
kanser aşağıdakilerden hangisi olabilir? (Eylül 1997)
a. 3 cm büyüklüğünde tümör, lenf nodu tutulumu
yok, metastaz yok.
b. 4 cm büyüklüğünde tümör, fikse olmamış tek
lenf nodu, metastaz yok
c. 5 cm büyüklüğünde tümör, tek fikse lenf nodu,
metastaz yok.
d. Her iki memede tümör, lenf nodu tutulumu yok,
metastaz yok.
e. 6 cm büyüklüğünde tümör, lenf nodu tutulumu
yok, metastaz yok.
Meme tümörlerinin TNM evrelendirmesi:
Primer tümör
T1= < 2 cm
T2= 2-5 cm
T3= > 5 cm
T4= Göğüs duvarına fikse
Lenf Nodu
N0= Nod yok
N1= Hareketli nod
N2= Fikse nod
Metastaz
M0= Yok
M1= Var
(Cevap B)
13. ŞIKLARDAN BİRİNİN DİĞERLERİNE TERS OLDUĞU SORULAR
Bazen
dört şık soruyla uyumlu bir şık ise terstir. Genellikle
dördü endikasyon biri kontrendikasyon, dördü istenen
etki biri istenmeyen etki, dördü bulgu biri komplikasyon
olan şıklar ve böylece sorulmuş olan sorularda şık
karşılaşılır.Örneklere bakınız.
Soru: Takvim yaşı 11 yıl olan, boy kısalığı, açık
fontanel ve mental gerilik gözlenen bir çocukta
aşağıdakilerden hangisi düşünülmemelidir? (Eylül 2001)
a. Primer Hipotiroidizm
b. Mukopolisakkaridoz
c. Izole büyüme hormonu eksikliği
d. Piknodisositoz
e. Kraniyosinostoz
E şıkkındaki
kraniosinostoz, kemik ve fontanellerinerkenden
kapanması'dır, soruda sorulan 11 yaşına
kadar açık kalmış olmanın tam aksine...
(Cevap E)
Soru: Aşağıdakilerden hangisi lumbar ponksiyonun
kontrendikasyonlarından biri değildir? (Eylül 2001)
a. Süt çocuğu döneminde pulsasyon veren fontanel
b. Bilinç bozukluğu, 3. ve 4. kranial sinirlerin
felci
c. Solunum bozukluğu, hipertansiyon, bradikardi
d. Kardiyo-pulmoner resusitasyona gereksinim
duyulacak şok tablosu
e. Lumbar ponksiyon yapılacak cilt bölgesinde
enfeksiyon
Dördü kontrendikasyon, biri endikasyon (A şıkkı)
Lumbar ponksiyon kontrendikasyonları;
1. Serebral herniasyon bulguları olan
menenjitliler.
2. Cilt bölgesinde enfeksiyon
3. Kardiyopulmoner-resusitasyon gerekebilecek şok
tablosu
4. KIBAS bulguları (Bradikardi, hipertansiyon ve
solunum bozukluğu)
5. Trombositopeni
(Cevap A)
Soru: Hangisi akut konjestif kalp yetmezliğinde
kontrendikedir? (Eylül 1991)
a. Adrenalin
b. Izosorbit dinitrat
c. Digoksin
d. Na nitroprussit
e. Kaptopril
Akut sol kalp yetmezliği tedavisi:
1. Kardiak kontraktiliteyi artırmak için:Digoksin,
beta-adrenerjik agonistler; amrinone
2. Afterloadı düşürmek için: Arterioler
dilatatörler (Kaptopril, prazosin, nitratlar ve
hidralazinler)
3. Preloadı ve sol ventrikül dolum basıncını
düşürmek için: Diüretikler, vazodilatatörler (Nitratlar,
prazosin, kaptopril) kullanılır. Beta blokerler
kullanılmaz, adrenalin ise kontrendikedir.
(Cevap A)
Dördü endike biri kontrendikedir.
Soru:Preterm gebeye kortikosteroid verilmesi hangi
fetal komplikasyonu azaltmaz?
(Eylül 2001)
a. Nekrotizan enterokolit
b. Neonatal ölüm
c. Respiratuar distres sendromu
d. Bronkopulmoner displazi
e. Periventriküler kanama
Herhangi bir
enfeksiyon bulgusu yoksa 24-34 gebelik haftasındakilere
fetal akciğer maturasyonunu
indüklemek için verilir (im 12 mg betametazon ve 24 saat
içinde tekrar bir doz). Optimal faydaya 2. dozdan 24
saat sonra ulaşılır ve 7 gün sürer. Kortikosteroidler
pulmoner surfaktan oluşumunu hızlandırır ve neonatal
ölümleri, serebral hemoraji ve nekrotizan enterokolit
oluşumunu azaltır. PTL ve PROM'da kortikosteroid
tedavisinin yararı belirgindir. Kortikosteroid tedavide
annede ve infantta artmış enfeksiyon riski, maternal
glukoz toleransında bozulma gözönünde bulundurulmalıdır
(özellikle diabetik hastalarda).
Kortikosteroid alan diabetik anneler kolaylıkla diabetik
ketoasidoza girer ve insüline ihtiyaç duyar, yakın takip
gerekir. Enfeksiyon yokluğunda haftalık steroid dozları
önerilir ancak yararı kanıtlanmamıştır.
(Cevap D)
Şıklara
dikkat edilirse, şıklardan dördü hipoksinin sonucu, biri
tam tersine fazla oksijen tedavisinin
sonucudur.
14. "İLK"li SORULAR
Her
sınavda 5-10 soru "ilk"li sorudur. En yoğun olarak iki
şekilde sorulur. Biri "tanıda ilk seçenek" (en kesin
değil) diğeri "tedavide ilk yapılması gereken"
sorularıdır. Bu tür sorularda en önemli, en sık, en
kesin, en etkili seçeneği değil tam olarak ne
soruluyorsa onu işaretlemelisiniz. Ayrıca ilk seçenek
antimikrobiyal ilaçları çok iyi bilmelisiniz.
Soru: Kolelitiazis tanısı için ilk yapılması gereken
ve en duyarlı radyolojik inceleme aşağıdakilerden
hangisidir? (Eylül 2002)
a. Ultrasonografi
b. Bilgisayar tomografi
c. Magnetik rezonans görüntüleme
d. İntravenöz kolanjiografi
e. Tanısal laparoskopi
SAFRA
YOLLARININ GÖRÜNTÜLENMESİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER
Ultrasonografi:
Genellikle ilk muayene yöntemi olarak kullanılır. Ucuz
ve non invazivdir
Bilgisayarlı Tomografi:
Özellikle safra yollarına ait patolojilerde faydalı
Intrahepatik safra yolları genişlemesini %80
tanımlayabilir
ERCP:
Safra yolları dilate değilse faydalıdır
Duodenum ve ampulla vateriden görüntü ve biyopsi
alınabilir
Tanı yanında tedavi amaçlıda kullanılabilir (stent
konulması, sfinkterotomi vb.).
Koagülopatiden etkilenmez
PTK:
Intrahepatik safra yolları geniş ise faydalıdır
Proksimal safra yollarının görüntülenmesinde önemlidir
PTK aynı zamanda Klatskin tümörü (hepatik duktus
bifurkasyon tümörü) tanısında en iyi metoddur.
Aynı anda perkütan safra drenajıda yapılabilir
Hepatobiliyer Sintigrafi:
Safra yolları patolojilerinin tanısının konulmasında
yardımcıdır
Biliyer atrezi, postoperatif safra kaçağında tanı
koydurucudur
Biliyer striktürün en iyi tedavisi Roux-en-Y Hepatiko
Jejunostomidir.
(Cevap A)
Soru: Ürolitiazis ile böbrek tümörü ayrımında ilk
başvurulacak yöntem aşağıdakilerden hangisidir?
(Nisan-90)
a. Ultrason
b. IVP
c. Direkt üriner sistem grafisi
d. Sintigrafi
e. Retrograd pyelografi
Görüntüleme
yöntemleri içinde ilk olarak yapılması gereken
ultrasonografidir. Çünkü böbrek tümörlerinin tanı ve
ayırıcı tanısında kullanılan emin, ucuz ve noninvaziv
bir yöntemdir.
(Cevap A)
Soru: Kafa travması geçirmiş, fokal nörolojik bulguları
bulunan, şuuru kapalı olan 62 yaşındaki bir erkek
hastada akut evrede ilk başvuruda gereken radyolojik
yöntem hangisidir? (Nisan 2002)
a. Ön-arka kafa grafisi
b. Ultrasonografi
c. Angiografi
d. Manyetik rezonans görüntüleme
e. Bilgisayarlı tomografi
- şuuru kapalı hastalarda ilk yapılması gereken
radyolojik tetkik; bilgisayarlı tomografi'dir.
- Konjenital anomalilerde; MR
- Kranial ve medulla spinalis travmalarında; direkt
grafi+BT
- Vasküler patolojiler; anjiografi
- Yenidoğanda serebral patolojiler; transfontanel USG
- Disk patolojileri; BT
(Cevap E)
15. VAKA
SORULARI
Her sınavda 25-30 vaka sorusu sorulur. Bu sorular
genellikle zorlanılan sorulardır ve doğru yapıldığında
yüksek puan getirir, hedefe yaklaştırır. Bazen birbiri
ile bağlantılı 2 ya da 3 soru olabilir. Vaka soruları
genellikle üç amaçlı sorulur.
-olası tanı? (Burada verilen verileri iyi değerlendirmek
gerekir. Bazen bazı tanı triadlarını, kriterlerini vaka
yaptıklarını unutmayınız)
-tanı için ilk yapılacak? (Muhtemelen en basit ve
başlangıç tetkiki sorulmaktadır) ve en kesin tanı
yöntemi?
-tedavide
ilk seçenek? (Her zaman en kesin tedavi yöntemi
sorulmuyor olabilir) ve kesin tedavi?
örnekleri inceleyiniz;
Soru: Çok şişman, 55 yaşında erkek hasta da açlık bir
kaç saati geçtiğinde halsizlik terleme, çarpıntı,
konfüzyon, baş ağrısı meydana geliyor ve yemek yedikten
sonra bu şikayetler geçiyor ise en olası tanı
hangisidir? (Eylül 2001)
a. Diabetes Mellitus
b. Zollinger - Ellison sendromu
c. Hiperinsülinemi
d. Karsinoid tümör
e. MEN -II
Yukarıdaki tabloda hiperinsülinemi tarif edilmektedir.
Hiperinsülinemideki klinik görünüm insülin düzeyindeki
normal yükseklik sonuçta gelişen hipoglisemi ile ortaya
çıkar. Bunlar davranış bozukluğu, bilinç yitim atakları,
çarpıntı, sinirlilik ve Whipple triadı ile
karakterizedir.
Whipple triadı;
1-Hastalık atakları açlık sonrası olur
2-Atak sırasında hipoglisemi (kan şekeri 60 mg/
dl altında)
3-Hipoglisemi semptomları oral veya intravenöz
glikoz verilmesiyle düzelir.
Tanıda;
1-Açlıkta insülin ve glikoz düzeyinin tayini
2-İnsülin ve proinsülin düzeylerinin
karşılaştırılması
3-Provakatif testler yapılır.
(Cevap C)
Soru: Hastanede yatan diabetes mellituslu bir hastada
kanlı balgam, ateş ve göğüs ağrısı gelişiyor. Balgam
kültüründe Gr(-), kapsüllü, laktoz (+) ve hareketsiz
mikroorganizma ürüyor. En muhtemel etken aşağıdakilerden
hangisidir? (Nisan 1995)
a. Proteus mirabilis
b. Klebsiella pneumonia
c. Pseudomonas auroginosa
d. Enterobakter
e. Proteus vulgaris
Klebsiella
pnömonia kapsüllü, hareketsiz Gr(-) basildir. Bütün
şekerleri asit ve gaz oluşturarak fermente eder. Indol
(-) dir. IMVIC,--++ dir. Özellikle immün sistem
zayıflığı olanlarda sık görülür. Pnömonilerin %2 sinden
sorumludur. Virülans kapsüle bağlıdır.
(Cevap B)
Soru: Intrauterin ölü bebek anamnezi, hemolitik
sarılık, hepatosplenomegali ve asit var ise olası tanı
ve ilk yapılacak aşağıdakilerden hangisidir? (Nisan
1992)
a. Toksoplazma-Sabin Fieldman
b. Neonatal hepatit-hepatit markeri
c. Safra yolları atrezisi-ultrasonografi
d. Talasemi-elektroforez
e. Eritroblastozis fetalis-kan grubu tayini
Eritroblastozis fetaliste, hemolizin derecesine göre
hafiften şiddetliye doğru, kafa derisinde ödem, plevral
veya perikardial efüzyonlar ve asit gözlenir. Ayrıca
ultrasonografik olarak hidropsun bulguları olan
organomegali (karaciğer, dalak, kalp), barsak duvarında
çift duvar görünümü (barsak ödemine bağlı) ve plasental
kalınlaşma görülür. Eritroblastozis fetalis düşünülen
bir hastada tanı ve ayırıcı tanı için öncelikle kan
grubu bakılır.
(Cevap E)
Soru: Solukluk, nedeniyle getirilen altı aylık bir
bebeğin yapılan laboratuar incelemelerinde; Hb: 8g/dl,
MCV:108 fl olarak saptanıyor ve periferik yaymada
nötrofillerde hipersegmentasyon görülüyor. Bu bebekte
bir sonraki aşamada tanı için en yararlı testhangisidir?
(Nisan 2002)
a. Otohemoliz testi
b. Hemoglobin elektroforezi
c. Kemik iliği aspirasyonu
d. Osmotik frajilite testi
e. Serum ferritin düzeyi tayini
MAKROSİTİK ANEMİLER
100 fl'den büyük eritrositlerle karakterizedir
Gelişmesinde 3 ana mekanizma rol oynar.
1.Hızlanmış eritropoez
- retikülosit ve genç eritrositler normalden
büyüktür,sayıca artmışlardır
2.membran yüzey alanı genişliği
- En sık karaciğer hastalığı olanlarda olur
- Karaciğer hastalıklarında LCAT (Lesitin Kolestrol Açil Transferaz) enzim sentezi azalır ve
plazma serbest kolesterolü artar
- plazma lipid düzeyi arttığında eritrosit üzerine
absorbe olur
- periferik yaymada target hücreler patognomoniktir
3. DNA sentez bozuklukları
- klasik megaloblastik anemilerin karakteristik
özelliğidir
- anormal derecede büyük hücreler oluşur (dev
megakaryositler)
- sıklıkla MCV>100
- nükleostoplazmik dissosiasyon (vitamin B12 ve
folik asit eksikliğinde görülür. Kemik iliği mavi
görünür)
Etiyoloji:
- En sık vitamin B12 veya folat eksikliği sonucu oluşurlar
- İlaca bağlı DNA sentez bozukluğu (metotreksat,
trimetoprim, primetamin fenitoin) megaloblastik
değişiklikler olmaksızın makrositozun görüldüğü durumlar
1. Karaciğer hastalığı
2. Hipotiroidi
3. Akut hemoliz
(Cevap C)
Soru: Akut abdomen düşünülen bir hastada tanıya
yönelik ilk öncelikle istenmesi gereken radyolojik
tetkik hangisidir? (Eylül 2001)
a. Ayakta ve yatarak direk batın grafisi
b. Batın tomografisi
c. Batın MRI
d. Baryumlu kolon grafisi
e. Baryumlu ösefagus mide duodenum grafisi
Direkt
radyografiler ince ve kalın bağırsaklarda gaz dağılımını
gösterirler. Ayakta çekilen grafilerde dilate
bağırsakların hava sıvı seviyelerinin görülmesi
intestinal obstrüksiyon tanısına yardımcı olur. Karaciğer, dalak ve böbrek gibi yumuşak dokular ana
hatlarıyla görülebilir. Pankreas, kan damarları ve lenf
nodlarındaki kalsifikasyonlar görülebilir. Abdominal
radyografi gastrointestinal kanamalı vakalarda yardımcı
değildir. Perforasyon varlığında ayakta çekilen göğüs
radyogra-fisinde subdiyafragmatik serbest hava tesbit
edilebilir. Plevral efüzyon gibi beklenmedik
pulmoner problemlerde de yardımcı olur. Akut karın
düşünülen hastalarda ilk yapılması gereken ayakta ve
yatarak direkt batın grafisidir.
(Cevap A)
|